teachersdeu

kendi forumumuz
 
AnasayfaKapıSSSAramaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Can Yücel

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
AuSet_
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
avatar

Mesaj Sayısı : 119
Kayıt tarihi : 15/04/08

MesajKonu: Can Yücel   Çarş. Mayıs 07, 2008 2:15 pm

şair can yücel, 1926 yılında istanbul`da doğdu. türkiye’nin ilk milli
eğitim bakanı hasan ali yücel’in oğlu olan can yücel, orta öğrenimini
ankara erkek lisesi’nde tamamladıktan sonra, ankara üniversitesi dil
tarih coğrafya fakültesi klasik filoloji bölümü’nde okudu. ingiltere’de
cambridge üniversitesi`nde eğitimini sürdüren yücel, bir süre londra`da
bbc radyosu`nda çalıştı.

türkiye`ye dönüşünde bodrum`da turist rehberliği yapan yücel, daha
sonra istanbul`a yerleşti ve bağımsız çevirici olarak yaşamını sürdürdü.

can yücel, 1945-1965 yılları arasında "yenilikler", "beraber",
"seçilmiş hikayeler", "dost", "sosyal adalet", "şiir sanatı", "dönem",
"yöne", "ant", "imece", "papirus" adlı dergilerde yazdı. "yeni dergi",
"birikim", "sanat emeği", "yazko edebiyat" ve "yeni düşün" dergilerinde
yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan yücel, 1965`ten
sonra siyasal konularda da ürün verdi.


ilk şiirlerini 1950 yılında "yazma" adlı kitapta toplayan can yücel,
"toplumsal sorunların yarattığı izlenimlerin ağırlığından kurtulmak
istermiş gibi" kimi taşlama, kimi bıçak ile işleyen duyarlılığın ağır
bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti.


ünlü dünya şairlerinden çevirdiği şiirleri biraraya getirdiği "her
boydan" adlı kitabı 1959 yılında yayımlanan yücel, yapıtlarını "yazma"
(1950), "sevgi duvarı" (1973), "bir siyasinin şiirleri" (1974), "ölüm
ve oğlum" (1976), "şiir alayı" (1981), rengarenk (1982), "gökyokuş"
(1984), "canfeda" (1987), "çok bi çocuk" (1988), "kısadevre" (1990) ve
"kuzgunun yavrusu" (1990) adlı kitaplarda topladı.


cumhurbaşkanı süleyman demirel`e hakaretten yargılanan yücel, 18 nisan
seçimlerinde ödp`nin izmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. yücel, 12
ağustos 1999’da öldü.


güler yücel ile evli olan şair, iki kız babasıydı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
AuSet_
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
avatar

Mesaj Sayısı : 119
Kayıt tarihi : 15/04/08

MesajKonu: Geri: Can Yücel   Çarş. Mayıs 07, 2008 2:16 pm

Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

Sevdiğin kadar sevilirsin...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
AuSet_
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
avatar

Mesaj Sayısı : 119
Kayıt tarihi : 15/04/08

MesajKonu: Geri: Can Yücel   Çarş. Mayıs 07, 2008 2:17 pm

hayata tersten başlasaydık...

hayata tersten başlasaydık...
yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir. süphesiz ki yasami tersten
yasamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.nasil mi?

cami'de uyaniyorsunuz. bir tahta sandik içerisinde,herkes karsinizda
saf durmus, iyiliginize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmis vaziyette.

tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli olarak.

herkes etrafinizda, büyük bir itibar,iltifatlar,çocuklar torunlar hepsi hazir.arabaniza kurulup evinize gidiyorsunuz.


dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya üç ayda bir maasinizi aliyorsunuz. ne güzel, hazir maas, hazir ev...altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur içinde yasiyorsunuz.

sagliginiz gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.

birgün çalismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz gün size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin kol saati veriyor patronunuz..

genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise basliyorsunuz.

herkes karsinizda elpençe divan...vücudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor. gittikçe zayifliyor forma giriyorsunuz. diger hormonal aktiviteler artiyor,fevkalade.....


aman ne güzel günler basliyor... derken birgün patron size artik "üniversiteye gitsen daha iyi olur" diyor.

bu arada babaniz ortaya çikmis, "fazla çalistin" diyor "artik eve dön, isi birak, okumaya basla, harçligin benden olsun..."


keyfe bakar misiniz ?okudugunuz dersler gittikçe kolaylasiyor. ekmek elden,su gölden bir dönem basliyor.


partiler,diskotekler,kizlarin sayisi artiyor. derken anne ve
babaniz sizi götürüp getirmeye basliyor, araba kullanma
derdi de yok artik...

günün birinde sizi okuldan da aliyorlar,
"evde otur, keyfine bak, oyuncaklarinla oyna"diyorlar...


mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altiniz bile temizleniyor.aliskanlik yaratiyor ve hiç tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.

derken anneniz bir gün size süt verme kararini aliyor ve baska bir keyifli dönem basliyor.


mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazir.

bir gün karanlik ilik ve sicak bir ortama giriyorsunuz. beslenmek için agzinizi açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,sicacik, yumusacik, gürültü ve patirtisiz bir ortamda yasiyorsunuz.


kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hücre halini
aliyorsunuz.

ve günün birinde müthis keyifli bir orgazm ile hayatiniz bitiyor....

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
AuSet_
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
avatar

Mesaj Sayısı : 119
Kayıt tarihi : 15/04/08

MesajKonu: Geri: Can Yücel   Çarş. Mayıs 07, 2008 2:20 pm

Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun?
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek..

Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun?
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda
boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek...

Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek.
Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...

Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak.
Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak..

Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana...
Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte.
Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek.
Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek..

Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?

Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak...
Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin
şiirlerin her mısrasında seni bulmak...

Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz
duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek.
Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak.
Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde.
Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime...

Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki.
Olsaydın avuçlarım terlemezdi...
Isırmazdım dilimin ucunu...
Özlemezdim seni yanımdayken...
Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten.
Islanmazdım yağmurlarda...
Yıldızlara aya dert yanmaz,
böyle her şarkıda sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten
ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize...
Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...

YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDi YA YÜREĞiN...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
AuSet_
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
Misafir düşmanı (iyi bişey bu ha)
avatar

Mesaj Sayısı : 119
Kayıt tarihi : 15/04/08

MesajKonu: Geri: Can Yücel   Çarş. Mayıs 07, 2008 2:31 pm

bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
'o olmazsa yaşayamam.' demeyeceksin.
demeyeceksin işte.
yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın.
çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde.
paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen,
çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin,
güneşi, ayı, yıldızları...
mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
'o benim.' diyeceksin.
mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak.
ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
mesela turuncuya, ya da pembeye.
ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden,
çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.

ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
+18
Henüz Etkisiz Üye Yaz 25 Mesaj
Henüz Etkisiz Üye Yaz 25 Mesaj
avatar

Mesaj Sayısı : 18
Kayıt tarihi : 12/04/08

MesajKonu: Geri: Can Yücel   Perş. Mayıs 08, 2008 3:46 am

EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Can Yücel   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Can Yücel
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
teachersdeu :: Kültür - Sanat :: Kitap - Şiir-
Buraya geçin: